Giriş

Üye Girişi

Şifre:


Kayıp Parola?

Şimdi kayıt olun!

Anamenu

EĞİTİM ÜZERİNE

Anketler

EĞİTİM ÜZERİNE : Günümüzde çocuk olmanın dayanılmaz ağırlığı...
2008/4/26 13:23:54 (898 reads)

Günümüzde çocuk olmanın dayanılmaz ağırlığı...

Günümüzde çocuk olmanın dayanılmaz ağırlığı...

Çocukların yaşadıkları sorunları ortadan kaldırmak ve nasıl bir strateji uygulanacağını belirleyebilmek için bütün kurum ve kuruluşların işbirliği büyük önem taşımaktadır. Teknoloji geliştikçe çocuklarımızla iletişimimiz azaldı ve aile bireyleri artık birlikte vakit geçirmeyi unuttu. Çocuklar, tehlikelere en açık kesim olduğuna göre, onlarla ilgili çalışmaların daha titizlikle ve işbirliği içerisinde yürütülmesi gerekmektedir. Eğitim sayfamızda geniş şekilde yer verdiğimiz; yoksulluk, eğitimsizlik, çalışan çocuklar, sokak çocukları, istismar, bebek ölümleri, özürlü çocuklarımızın eğitimi, medyanın ve internetin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de çözüm beklemektedir.

Geleceğimiz olan çocuklarımızı bekleyen

tehlikelerin farkında mıyız, değil miyiz?

BM’nin verilerine göre, dünyada her yıl 275 milyon çocuk şiddete maruz kalıyor. Unicef’in Türkiye’de çocuk yoksulluğu raporuna göre; 15 yaş altı çocukların yüzde 27.7’si yani 5.6 milyon çocuk gıda ve gıda dışı yoksulluk içinde yaşıyor. 0-6 yaş arası çocuklar arasında okul öncesi eğitim alanların oranı sadece yüzde 16. 2003 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 12-17 yaş arası çalışan çocuk sayısı 770 bin. TNSA 2003 verilerine göre ailelerin yüzde 10’u temiz içme suyundan yoksun; 13.5’i sağlık hizmeti alamıyor. Dünyada her yıl 15 yaşın altındaki 27 bin 900 çocuk yaralanma ve şiddet yüzünden ölüyor. Bütün bunların yanında hayat biçimlerinin değişmesiyle ortaya çıkan sağlık sorunları (boy kısalığı, zayıflık, aşırı kilo), alkol ve uyuşturucu da çocukları tehdit etmektedir.

Çocukların karşılaştıkları sorunlara ciddiyetle eğilmek gerekmektedir. Bu konuda devletin bütün kurumlarının koordineli biçimde çözüm yolları üretmesi lâzımdır. Sivil toplum kuruluşlarının çocuklarla ilgili önemli çalışmaları bulunmaktadır, ancak bu kuruluşların imkânları bütün kesimlere ulaşmaya yetmemektedir. Devlet, projelerin uygulanmasına önayak olmalıdır.

Çocukların mutlu olabilmesi için ailelere ve

eğitimcilere önemli görevler düşüyor

Çocukların mutlu olabilmesi için öncelikle ailede sevgi, saygı ve anlayışın hakim olması gerekmektedir. Yetişkinler, daha önce gerçekleştiremedikleri, başaramadıkları ne varsa hepsini çocuklarının gerçekleştirmesini beklemektedir. Anne-babanın istek ve hayallerini gerçekleştirmek için çalışan çocuk, ne yeteneklerini ne de kişiliğini keşfedemez. Yetişkinler de bir zaman çocuktu. Onlara da bir zamanlar aynı şekilde davranıldı. Anne ve babaya sorsanız, çocukken sürekli anne ve babasının istekleri doğrultusunda çalıştıklarını ve birçok hayallerini bu sebeple gerçekleştiremediklerini söylerler. Ama çocuklarını korumak için mi, yoksa kendi çocukluk dönemlerini unuttukları için midir, aynı yanlışı çocuklarına yaparlar. Çocukları yönlendirmekle, onlara ne yapacağını söylemek aynı şey değildir. Çocuğunuzun davranışlarını, insanlara yaklaşımını gözlemleyin, bunu yaparken çocuğu sorguya çekmek, tehdit etmek, cezalandırmak işe yaramaz. Onunla konuşun, sorunlarını paylaşabileceğini hissettirin. Çocuğunuzla daha fazla vakit geçirin, affedici olun ve hatalarını düzeltmesinde yol gösterin. Sorunlarını, korkularını önemseyin. Çocuğun, sizin onu sevdiğinizi ve güvendiğinizi bilmeye ihtiyacı olduğunu unutmayın.

Çocuklar için yapabileceğimiz pek çok şey

var, o halde durmak, çalışmaya başlamalı

Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca bir gencin, sahile vuran deniz yıldızlarını birer birer alıp okyanusa fırlattığını fark eder. Genç adama yaklaşır ve sorar: ‘‘Neden bu deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?’’ Genç adam şöyle cevap verir: ‘‘Birazdan güneş yükselip sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler.’’ Bunun üzerine yazar: ‘‘Kilometrelerce sahil, binlerce deniz yıldızı var. Bunların hepsini nasıl kurtaracaksın? Ne fark eder ki’’ der. Genç adam eğilip yerden bir deniz yıldızı daha alır, okyanusa fırlatır: ‘‘Onun için fark etti ama...’’

Ebeveynlerin pek çoğu, evde çocuğuna ilgi gösterdiğini, ona imkânlar sunduğunu söylemektedir. Çocuğunuzu ne kadar iyi ve bilinçli yetiştirmiş olursanız olun, çocuğunuz bulunduğu ortam ve arkadaşların etkisiyle kötü alışkanlıklar edinebilir. Çocuğun arkadaşlarının sorunlarıyla da ilgilenmeli, onları dışlamamalıyız. Ailelerin kötü alışkanlıkları olan çocuklarla kendi çocuklarının arkadaşlık kurmasını yasaklamanın çözüm olmadığı bir gerçektir. Unutmayalım ki, o öğrenciler de başka arkadaşlar, aile içi sorunlar sebebiyle suça itilmişlerdir.

Çocuk elini geleceğe uzattı. Sonra bir dilek tuttu kayan yıldızla… Bütün çocuklar bir bahar resmi hayal ettiler; açlığın, savaşların, hastalıkların, umutsuzluğun olmadığı yarınlar çizdiler defterlerine, şarkılarında mutluluktan söz ettiler, oyunlarında dostlukla el ele tutuştular....

Yüreğinizdeki neşeli çocuğun hiç solmaması dileğiyle, sevgiyle kalın.

MUSTAFA OĞUZ

22.04.2008

Yazıcı Dostu sayfa Yazıyı Arkadaşına gönder Makaleyi PDF dosyasına dönüştür
Açıklamalar gönderene ait bulunmaktadır. Biz onların içeriğinden sorumlu değiliz.

Arama

Bekleyen İçerik

Kimler Çevrimiçi?

7 kullanıcı (lar) çevrimiçi (5 user(s) are browsing HABERLER)

Üyeler: 0
Konuklar: 7

Fazlası...

Yeni Üyeler

docosma 2010/9/3
viktorous 2010/7/13
akbulut 2010/6/19
aselen1999 2010/5/11
cemal 2010/3/20
dinahahl 2010/2/5
josephin 2010/2/4
ercel39 2010/1/29
lamia01 2010/1/23
tessathr 2010/1/22